28 Mart 2011 Pazartesi

Bu hafta Çocuklarla Çalıştık...

İki haftadır bir büyük oğlumun projesine, bir küçük oğlumun projesine yardım ediyorum. Büyük oğlum Yankı 6.sınıf. O artık büyüdü, kendi kendine epey yol alıyor. Ama küçük oğlum Çağrı henüz 2.sınıf. O'nun yardıma ihtiyacı oluyor doğrusu.



Projemiz "İstanbu'un Tarihi Yerleri". Biz "Anadolu Hisarı"nın maketini hazırladık. Ekibimiz 4 yakışıklıdan oluşuyor. Yakışıklılar sırasıyla Çağrı, Can, Eren ve Metehan.

Maketlerimizi henüz sergilenecek şekilde yerleştirmedik. Üstteki resimde bizim Anadolu hisarı ve diğer bir ekibin hazırladığı Boğaz Köprüsü görülüyor. Ayasofya'dan Topkapı Sarayı'na kadar pek çok maket hazırlandı. Yarın hepsini düzenleyip sergilenmeye hazır hale getireceğiz.



Anadolu Hisarı'nı ince mukavva ve oluklu kartonla çalıştık. Surlar kaplanmış kibrit kutuları. Deniz, buruşturulmuş peçete üzerine boyama. Ağaçlar, taşlar, gemi,...

Hep kendi marifetlerimi paylaşırdım sizlerle, bu kez çocuklarla ortak çalışmamızı paylaşmak istedim. Bloglarımıza kavuştuğumuz bu güzel günlerde 'çocuklar gibi şen'iz.

26 Mart 2011 Cumartesi

Şükürler Olsun! Bloguma Kavuştum.

Bloglarımızın başına gelen büyük talihsizlikten sonra ilk kez bloguma ulaşabildim. Bloguma ve arkadaşlarımın bloglarına ulaşamamak çok rahatsız edici, çok sıkıntılı bir süreç oldu. Ayarlarımda değişiklik yaparak ulaşabildim bloguma.

Böyle bir yasaklamayı aklı almıyor insanın. Aslında ülkemiz bu tür olayların, yasakların, toplatılmaların, tutuklamaların, adaletsizliklerin şaşırtmadığı bir ülke oldu son günlerde... Her çeşit özgürlüğün kısıtlanması ve bu konudaki çaresizlik çok acı.

Paylaşılacak çok şey var. Ama sanırım hala pek çok bloga ulaşılamıyor. Bu durumda da insanın birşeyler paylaşası gelmiyor ne yazık ki. Bitsin bu yasak, bitsin bu ayrılık.

Bu yazıyı herkesin okuyabilmesi dileğiyle...

17 Şubat 2011 Perşembe

Yastıklarla geldim

Uzun ara verince, yazıya başlamak ve başlık bulmak ne zormuş! En iyisi güzel bir "merhaba" ile başlamak. Yoktum bir süredir. Hem işlerim vardı, hem de bilgisayarın başına oturmak konusunda tembellik ettim biraz. "İnsan bilgisayar konusunda da tembel olur mu?" demeyin, bende var böyle huylar.

Lafı çok uzattım. İki tane yastığım var sizlerle paylaşacağım. Aslında bu yastığı Sevgililer Günü'nde paylaşmak vardı ama... Küçük karelerden ve üçgenlerden oluşan bir kalp.



Rengarenk kumaşlardan elde hazırladım. Artık biliyorsunuz kalpleri pek seviyorum ben. Yastık kare şeklinde. Kenarlarını bordo renkli hazır verev şeritle tamamladım.



Kalbi oluşturan kareleri içlerinden yorganladım.



Üçgen parçaları da yorganladım tabii. Kalbin kenarlarını her zaman favorim olan krem rengi kumaşla hazırladım. Dış kısmını, yine krem renk ağırlıklı küçük ekose desenli bir kumaştan yaptım.



Diğer yastığım dikdörtgen şeklinde bir manzara.(!) Manzara çok iddialı oldu. Aslında bir elma ağacı.



İşte elma ağacı ve üzerindeki elma. Elmayı aplike yaptım, sapını nakış ipliği ile işledim.



Bu elmacık da yere düşmüş :)



İki tane de lale işledim. Çalıların arasından iki lale uzanmış.



Yastığın arkasını iki renkle hazırladım. Kenarlarını da diğer yastıkta kullandığım bordo renkli şeritle tamamladım.



Bugün İstanbul'da soğuk ama güneşli bir hava var. Yazıyı bitirmeden yastıklarımı alıp balkonun o güzel güneşinde birer fotoğraflarını çektim. Sizin de günleriniz bu yastıklar gibi güneşli ve cıvıl cıvıl geçsin.

12 Ocak 2011 Çarşamba

Annem'den patchwork çanta

Bu aralar benden hayır yok. Hastalıklar, çocukların okulları derken elimdeki işler sürünmekte. Bir şey tamamlayamayınca sizlerle paylaşmakta mümkün olmuyor. Tam bu aşamada imdadıma annem yetişti; bu çantayla...



Çarşıya, pazara giderken alınacak, misafirliğe giderken el işi veya ayakkabı konulacak çok amaçlı bir çanta.



Elde birleştirilen parçaların, yani zeminin renk uyumunu ben çok beğendim. Üzerine iki ayrı figür yerleştirmiş. İlk figür yo-yo'lardan oluşan bu çiçek. Yo-yo'lar koyudan açığa doğru giden mavi renk tonunda. Çiçeğin sapı ve yaprakları yeşil kumaşla aplike yapılmış. Üst kısımda işleme ile bir arı yapmış.



Diğer figür ise çiçekli bir saksıdan çıkan arı kovanı. Ayrıntıları anlatmayayım siz resimden tadına vara vara inceleyin. Annem işleme yapmadan duramıyor. Sarmaşık dalı ve arı bu işlemeler.
Belki bilirsiniz brezilya nakışı ve kurdele nakışı asıl ilgi alanları. Annemin diğer işlerini burada görebilirsiniz.



Burada görülen çalışmayı, parçaları biraz daha büyüterek uygulayıp koltuk örtüsü veya duvar panosu yapabilirsiniz. Bu benim çok uyguladığım bir yöntemdir.



Ne diyelim, annem güle güle, iyi günlerde kullansın.
Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum.

24 Aralık 2010 Cuma

Battaniye ilerliyor

Geçtiğimiz hafta küçük oğlumun hastalanmasıyla üzücü ve yorucu bir hafta oldu. Ateşi yükseldi ve düşmemekte inat etti. Bugün Cuma ve Çağrı'nın ateşi normal derecesine döndü. Teşhis "sinüzit".

Bu nedenle sizlerle daha önce paylaştığım işlerimle neredeyse hiç ilgilenemedim. Boş kalmak da bana yaramıyor. Kafayı dağıtmanın en güzel yolu yeni bir işe başlamak. Ben de sizlerle yünlerini paylaştığım battaniyeme başladım.



Bu örneğe "su dalgası", "dalgalı örgü" gibi isimler veriliyor. Ben de her yerde görüp çok beğeniyordum ama hiç denememiştim. Tarifini sevgili blog arkadaşım Selam Tozan'ın blogundan aldım. O burada çok güzel anlatmış. Ben de aynen anlattığı gibi yaptım. Gerçekten çok kolay ve çok keyifliymiş.



Bu örnek genellikle üç renkle örülmüş ama ben renklerle oynamayı öyle çok seviyorum ki üç renk bana yeterli gelmedi. Benimki biraz rengarenk oldu. Varsın olsun, ben de "oldum renga rengarenk":)

13 Aralık 2010 Pazartesi

İşler devam ederken...

İşlerim bitince paylaşmayı seviyorum ama bu kez öyle yapamadım. Çünkü aynı anda birkaç işe başladım. Bitmelerini beklersem uzun zaman geçer. Bu sefer de sepetimdeki yarım kalan işleri paylaşayım sizlerle.



İlk çalışma bir koltuk örtüsü (throw). Dokuz farklı kumaşla hazırladım. Ortada kalan geniş boşluğa işleme veya aplike yapacağım. Karar veremedim henüz.



Kartonlarını çıkarttığımda fotoğrafladım. Önü ve arkası böyle gözüküyor.



Bundan sonraki aşamada elyaf ve astarı yerleştirip yorganlamaya başlayacağım. Örtünün dış kenarına henüz karar veremedim. Şerit geçirebilirim, şerit geçirmeden böylece tamamlayabilirim. Böyle durumlarda yanlarına koyduğum kumaşlarla prova edip son kararı veriyorum. Bakalım:)



Kare parçaların kartonlu hali de işte böyle. Bu iki parçadan yastık yapmayı planlıyorum. Henüz kartonlarını sökmedim. Merak edenler için kartonlu halleri.



Bu da bir başka proje. Yine kare kare... Kareleri kartonlara teyelledim, üst üste dizdim.



Renkleri yukarıdaki gibi. On farklı kumaş olacak. Henüz altı tanesini yapabildim. Bu proje de banyo için halı olacak. Halı tuhaf bir tanımlama oldu ama pas pas desem değil, klozet takımı değil. 100 cm.ye 130 cm.boyutunda bir halı planlıyorum.



Şimdilik birbirine uydurduğum kumaşları teyelliyorum. Kahverengi, bej ve açık mavi renklere sadık kalıyorum. Bunun daha çok işi var. Ama özellikle göstermek istedim işte bir projeye böyle başlıyor ve yavaş yavaş devam ediyorum.



Kış gelince örgü örmek de vazgeçilmezlerimden. Bu motifler de "hanım dilendi bey beğendi". Bu motifleri geçen kış örmüştüm, bu kış birleştirebildim. Bazı günler canım örgü örmek istiyor. Bu "o" günlerin işi.



Yastık yapmaya karar verdim. Arka tarafını örüyorum. Kenarına da küçük bir oya yaparım herhalde.



Bu yünler de en yeni projeye ait. Bugün bir araya getirdim. Şu dalgalı battaniyelerden öreceğim. Elimdeki yünleri döktüm ortaya bunları birbirine uydurdum. Yazımı yazayım başlarım örmeye.



Kahverengi ve bej rengi ile başlayıp, turuncu ve sarı ile devam etmeyi düşündüm.



Koyu yeşil ve açık yeşil(aslında fıstık yeşili fotoğrafta rengi farklı gözüküyor.), mor ve fuşya.



Lacivert ve gri de son renkler. Galiba aralara bir kaç renk daha almak gerekecek. Ben bir başlayayım, bu kadar işi bir arada yaparken yün almaya zaman kalır herhalde.

Hepinize mutlu, verimli (benim buna ihtiyacım var) günler diliyorum.

23 Kasım 2010 Salı

Kapı çelengi ama...



Bu evi hatırlarsınız, geçenlerde işlemiştim. Daha doğrusu işlerken sizlerle paylaşmış, ne yapacağıma karar vermedim, demiştim. İşte bu evi tamamladım. Evimin giriş kapısına astım. Kapı çelengi niyetine...



Evin etrafına işleme ile bir kalp yaptım. Bu işlemeyi internette dolaşırken bir yerlerde görüp beğenmiştim. Üç tane de kırmızı kalple süsledim evimi. Alt kısmına hoşgeldiniz yazdım. Bu yazıyı yazarken uzun uzun düşündüm. "Home sweet home" yazayım dedim, çok uzun geldi, sığmadı. "Welcome" yazmayı düşündüm, vazgeçtim. "Hoşgeldiniz" de karar kıldım.



Kenarını rengarenk kare parçalarla çerçeveledim. Alt kısmına elyaf ve astar koydum. Karelerin iç sınırından yorganladım.



Vee kapıya astım. Kapıya yeni astım, henüz yorumları almadım. İlk yorumlar sizden olsun. Merakla bekliyorum. Sevgilerimle...

15 Kasım 2010 Pazartesi

Bayramınız Kutlu Olsun...



Bu bayram sevdiklerinizle, sağlıkla, mutlulukla, neşeyle geçsin. Herkesin Kurban Bayramını kutlarım. Bayramdan sonra, yeni güzelliklerde buluşmak dileğiyle...

26 Ekim 2010 Salı

Hastayım...

Aslında bu aralar kime sorsam hasta. Ben de hastayım. Boğaz ağrısı ile başlayan soğuk algınlığı serüveni, öksürük ve ses kısılması ile devam ediyor. Sürünüyorum resmen. Evin doğal trafiği bir yandan devam ederken hasta olmak çok zor. Ama şu bir gerçek dinlenmeden iyileşmek mümkün değil.

Bugün biraz daha toparladım kendimi. Ben de buraya ne zamandır birşeyler yazmadığımı hatırlayıp, durumumu "haber" vereyim dedim...



Pijamamı giymişim, ayaklarımı uzatmışım. Ama bana rahat batar. Hemen iş sepetinden birkaç parça kumaş bulup bir ev yapıverdim.



Pencerelerini işlerken resimledim. Devamında neler olacak bilmiyorum. Bir iyileşeyim değerlendiririm, değil mi?

Herkese "sağlıklı" günler diliyorum.

28 Eylül 2010 Salı

Ben bu kareleri birleştirmeyi çok seviyorum...



Rengarenk karelerle uğraşmayı gerçekten çok seviyorum. Daha önce de karelerle oluşan pek çok iş yaptım. Örneğin koyunlarla süslediğim bu yorgan, yatak örtüm, defter kaplarım , buradaki kız bebek yorganı gibi... Bunlar en son karelerim.



Bu da küçük bir yorgan. Bebek yorganı olabileceği gibi koltuk şalı olarak da kullanılıyor. En azından ben öyle kullanıyorum. Ne yapayım bebek kalmadı artık çocuklar büyüdü. Örtüleri değerlendirmek lazım.



Kareleri rengarenk kumaşlarla hazırlıyorum. Boş kaldıkça, ya da bir yerlere giderken yanıma birkaç renkli kumaş karesi, birkaç tane de kare kesilmiş karton alıyorum. Kumaşları kartonlara teyelliyorum. ( Patchwork'un bu aşamasını "Patchwork Öğreniyoruz" başlığı altında anlatmıştım.) Sonra hangi renkleri bir araya getireceğime karar verip elde birleştiriyorum. Elde birleşmezse çok düzgün olmuyor. Kenarına çerçeve olarak diktiğim kumaşın üzerine yorganlama ile motif yapıyorum.



Bu resimlerde daha fazla ayrıntı var.



Ve diğer kareli çalışmam da işte bu gördüğünüz runner. Rengarenk karelerle yaptım bu örtüyü de. Daha önce hemen hemen aynı renkleri sallanan sandalyemin yastık ve minderinde kullanmıştım. İşte resmi...



Bu yastığı ve minderi yaparken hazırladığım karelere birkaç tane daha ekleyerek bu örtüyü hazırladım.



Neşeli, canlı bir örtü oldu. Yazın balkonda sallanan sandalye ile takım olmaz mı?



Birkaç resimle ayrıntıları inceleme fırsatı olsun.



Ben kumaşlarımla, karelerimle uğraşmaya devam ediyorum. Sizlere de rengarenk kumaşlarım gibi rengarenk günler diliyorum.