25 Mayıs 2011 Çarşamba

Lavantalarım...



Bu lavantaları geçen yıl balkonumda yetiştirdim. Büyükçe saksı bir lavantam var balkonda. Gözünün içine bakıyorum. Geçen yıl bu kadar lavanta verdi. Bu lavantalar benim için pek değerli.



Ne zamandır bu lavantaları nasıl değerlendireceğime karar veremiyordum. Aklıma kelebekler geldi. Lavantayla kelebek birbirine yakışır diye düşündüm.



Aplike kelebekler yaptım. Arka tarafını iki kat tülle diktim. Lavantalarımı içine koydum.



Diğer kelebekler de bu gördükleriniz. Morlu, pembeli, yeşilli bahar renklerinde...



Lavanta uykusuzluğa da iyi geliyormuş. Bunları uykusuzluk çeken arkadaşlarıma hediye ettim, yataklarının başucuna asıp mis gibi kokularla uyusunlar diye.

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Sonunda battaniyeyi bitirdim



Yaz gelmeden bitirmem lazımdı bu battaniyeyi. Çünkü havalar ısındığında örmek fazlaca ısıtırdı beni. Neyse bitirdim. Başlangıcını burada sizlerle paylaşmıştım.



Beni battaniyemi örerken gören pek çok arkadaşım da aynı örnekten battaniyelere başladılar. Bu örneği örmek gerçekten çok keyifliymiş. Ben hızımı alamadım, kocaman bir şey oldu.



Şimdilik kanapenin yanında "throw" misali kullanıyoruz. Hava İstanbul'da ancak bugün ısındı. Biz de bu güne kadar akşamları keyif yaparken üzerimize çektik battaniyemizi.

Battaniye bitti. Yeni projelere başladım bile. Fotolarını çektiğim gibi paylaşacağım sizlerle. Herkese bol güneşli günler dilerim.

3 Nisan 2011 Pazar

Bahar geldi, blogum özgür, ben coştum...

DNS ayarlarını değiştirerek de olsa bloguma kavuştum; bahar da geldi, artık beni kim tutar. Yarım kalan işlerimi bitirmeden önce tüm bu heyecanları yansıtacak bir şeyler yapmalı dedim. Hemen küçük bir parçaya bu işlemeyi yaptım. Lynette Anderson adında bir patchwork gurusu var. Bu hanım şahane şeyler yapıyor. Bu işlemeyi orada gördüm, birkaç küçük değişiklik yaparak uyguladım.



Kuş evlerini ve minik pembe kalbi kumaşla yaptım, dallar, yapraklar, çiçekler, kelebek işleme.



Bu işlenmiş parça çantanın kapağı oldu. Çantayı nasıl yaptım?Her zaman olduğu gibi büyük kısmını elde yaptım. Ama birleştirme işleri makina ile daha hızlı ve sağlam olduğu için o aşamada makina kullandım. Sizler için aşamaları fotoğrafladım.



İlk aşama kartona teyellenmiş kumaşları birleştirme aşaması.



Arkadan görünüşü de böyle.



Çantanın önü, arkası, kapağı hazır. Öndeki patchwork kısmı yorganladım. Arkada ve işlemeli kapak kısmında yorganlama yok. Ama her tarafını elyafladım.



Bütün parçaları makinada birleştirdim. Kahverengi kumaştan bir askı hazırladım. Kumaş birit ve düğme ile kapatıyoruz çantamızı.

Takalım çantamızı omuzumuza, çıkalım dışarıya. Havalar hala biraz değişken ama bahar geldi, güneş yüzünü gösterdi. Bende bahar hazırlığı böyle oluyor. Hepinize sevgiler, güneşli, sıcacık günler diliyorum.

28 Mart 2011 Pazartesi

Bu hafta Çocuklarla Çalıştık...

İki haftadır bir büyük oğlumun projesine, bir küçük oğlumun projesine yardım ediyorum. Büyük oğlum Yankı 6.sınıf. O artık büyüdü, kendi kendine epey yol alıyor. Ama küçük oğlum Çağrı henüz 2.sınıf. O'nun yardıma ihtiyacı oluyor doğrusu.



Projemiz "İstanbu'un Tarihi Yerleri". Biz "Anadolu Hisarı"nın maketini hazırladık. Ekibimiz 4 yakışıklıdan oluşuyor. Yakışıklılar sırasıyla Çağrı, Can, Eren ve Metehan.

Maketlerimizi henüz sergilenecek şekilde yerleştirmedik. Üstteki resimde bizim Anadolu hisarı ve diğer bir ekibin hazırladığı Boğaz Köprüsü görülüyor. Ayasofya'dan Topkapı Sarayı'na kadar pek çok maket hazırlandı. Yarın hepsini düzenleyip sergilenmeye hazır hale getireceğiz.



Anadolu Hisarı'nı ince mukavva ve oluklu kartonla çalıştık. Surlar kaplanmış kibrit kutuları. Deniz, buruşturulmuş peçete üzerine boyama. Ağaçlar, taşlar, gemi,...

Hep kendi marifetlerimi paylaşırdım sizlerle, bu kez çocuklarla ortak çalışmamızı paylaşmak istedim. Bloglarımıza kavuştuğumuz bu güzel günlerde 'çocuklar gibi şen'iz.

26 Mart 2011 Cumartesi

Şükürler Olsun! Bloguma Kavuştum.

Bloglarımızın başına gelen büyük talihsizlikten sonra ilk kez bloguma ulaşabildim. Bloguma ve arkadaşlarımın bloglarına ulaşamamak çok rahatsız edici, çok sıkıntılı bir süreç oldu. Ayarlarımda değişiklik yaparak ulaşabildim bloguma.

Böyle bir yasaklamayı aklı almıyor insanın. Aslında ülkemiz bu tür olayların, yasakların, toplatılmaların, tutuklamaların, adaletsizliklerin şaşırtmadığı bir ülke oldu son günlerde... Her çeşit özgürlüğün kısıtlanması ve bu konudaki çaresizlik çok acı.

Paylaşılacak çok şey var. Ama sanırım hala pek çok bloga ulaşılamıyor. Bu durumda da insanın birşeyler paylaşası gelmiyor ne yazık ki. Bitsin bu yasak, bitsin bu ayrılık.

Bu yazıyı herkesin okuyabilmesi dileğiyle...

17 Şubat 2011 Perşembe

Yastıklarla geldim

Uzun ara verince, yazıya başlamak ve başlık bulmak ne zormuş! En iyisi güzel bir "merhaba" ile başlamak. Yoktum bir süredir. Hem işlerim vardı, hem de bilgisayarın başına oturmak konusunda tembellik ettim biraz. "İnsan bilgisayar konusunda da tembel olur mu?" demeyin, bende var böyle huylar.

Lafı çok uzattım. İki tane yastığım var sizlerle paylaşacağım. Aslında bu yastığı Sevgililer Günü'nde paylaşmak vardı ama... Küçük karelerden ve üçgenlerden oluşan bir kalp.



Rengarenk kumaşlardan elde hazırladım. Artık biliyorsunuz kalpleri pek seviyorum ben. Yastık kare şeklinde. Kenarlarını bordo renkli hazır verev şeritle tamamladım.



Kalbi oluşturan kareleri içlerinden yorganladım.



Üçgen parçaları da yorganladım tabii. Kalbin kenarlarını her zaman favorim olan krem rengi kumaşla hazırladım. Dış kısmını, yine krem renk ağırlıklı küçük ekose desenli bir kumaştan yaptım.



Diğer yastığım dikdörtgen şeklinde bir manzara.(!) Manzara çok iddialı oldu. Aslında bir elma ağacı.



İşte elma ağacı ve üzerindeki elma. Elmayı aplike yaptım, sapını nakış ipliği ile işledim.



Bu elmacık da yere düşmüş :)



İki tane de lale işledim. Çalıların arasından iki lale uzanmış.



Yastığın arkasını iki renkle hazırladım. Kenarlarını da diğer yastıkta kullandığım bordo renkli şeritle tamamladım.



Bugün İstanbul'da soğuk ama güneşli bir hava var. Yazıyı bitirmeden yastıklarımı alıp balkonun o güzel güneşinde birer fotoğraflarını çektim. Sizin de günleriniz bu yastıklar gibi güneşli ve cıvıl cıvıl geçsin.

12 Ocak 2011 Çarşamba

Annem'den patchwork çanta

Bu aralar benden hayır yok. Hastalıklar, çocukların okulları derken elimdeki işler sürünmekte. Bir şey tamamlayamayınca sizlerle paylaşmakta mümkün olmuyor. Tam bu aşamada imdadıma annem yetişti; bu çantayla...



Çarşıya, pazara giderken alınacak, misafirliğe giderken el işi veya ayakkabı konulacak çok amaçlı bir çanta.



Elde birleştirilen parçaların, yani zeminin renk uyumunu ben çok beğendim. Üzerine iki ayrı figür yerleştirmiş. İlk figür yo-yo'lardan oluşan bu çiçek. Yo-yo'lar koyudan açığa doğru giden mavi renk tonunda. Çiçeğin sapı ve yaprakları yeşil kumaşla aplike yapılmış. Üst kısımda işleme ile bir arı yapmış.



Diğer figür ise çiçekli bir saksıdan çıkan arı kovanı. Ayrıntıları anlatmayayım siz resimden tadına vara vara inceleyin. Annem işleme yapmadan duramıyor. Sarmaşık dalı ve arı bu işlemeler.
Belki bilirsiniz brezilya nakışı ve kurdele nakışı asıl ilgi alanları. Annemin diğer işlerini burada görebilirsiniz.



Burada görülen çalışmayı, parçaları biraz daha büyüterek uygulayıp koltuk örtüsü veya duvar panosu yapabilirsiniz. Bu benim çok uyguladığım bir yöntemdir.



Ne diyelim, annem güle güle, iyi günlerde kullansın.
Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum.

24 Aralık 2010 Cuma

Battaniye ilerliyor

Geçtiğimiz hafta küçük oğlumun hastalanmasıyla üzücü ve yorucu bir hafta oldu. Ateşi yükseldi ve düşmemekte inat etti. Bugün Cuma ve Çağrı'nın ateşi normal derecesine döndü. Teşhis "sinüzit".

Bu nedenle sizlerle daha önce paylaştığım işlerimle neredeyse hiç ilgilenemedim. Boş kalmak da bana yaramıyor. Kafayı dağıtmanın en güzel yolu yeni bir işe başlamak. Ben de sizlerle yünlerini paylaştığım battaniyeme başladım.



Bu örneğe "su dalgası", "dalgalı örgü" gibi isimler veriliyor. Ben de her yerde görüp çok beğeniyordum ama hiç denememiştim. Tarifini sevgili blog arkadaşım Selam Tozan'ın blogundan aldım. O burada çok güzel anlatmış. Ben de aynen anlattığı gibi yaptım. Gerçekten çok kolay ve çok keyifliymiş.



Bu örnek genellikle üç renkle örülmüş ama ben renklerle oynamayı öyle çok seviyorum ki üç renk bana yeterli gelmedi. Benimki biraz rengarenk oldu. Varsın olsun, ben de "oldum renga rengarenk":)

13 Aralık 2010 Pazartesi

İşler devam ederken...

İşlerim bitince paylaşmayı seviyorum ama bu kez öyle yapamadım. Çünkü aynı anda birkaç işe başladım. Bitmelerini beklersem uzun zaman geçer. Bu sefer de sepetimdeki yarım kalan işleri paylaşayım sizlerle.



İlk çalışma bir koltuk örtüsü (throw). Dokuz farklı kumaşla hazırladım. Ortada kalan geniş boşluğa işleme veya aplike yapacağım. Karar veremedim henüz.



Kartonlarını çıkarttığımda fotoğrafladım. Önü ve arkası böyle gözüküyor.



Bundan sonraki aşamada elyaf ve astarı yerleştirip yorganlamaya başlayacağım. Örtünün dış kenarına henüz karar veremedim. Şerit geçirebilirim, şerit geçirmeden böylece tamamlayabilirim. Böyle durumlarda yanlarına koyduğum kumaşlarla prova edip son kararı veriyorum. Bakalım:)



Kare parçaların kartonlu hali de işte böyle. Bu iki parçadan yastık yapmayı planlıyorum. Henüz kartonlarını sökmedim. Merak edenler için kartonlu halleri.



Bu da bir başka proje. Yine kare kare... Kareleri kartonlara teyelledim, üst üste dizdim.



Renkleri yukarıdaki gibi. On farklı kumaş olacak. Henüz altı tanesini yapabildim. Bu proje de banyo için halı olacak. Halı tuhaf bir tanımlama oldu ama pas pas desem değil, klozet takımı değil. 100 cm.ye 130 cm.boyutunda bir halı planlıyorum.



Şimdilik birbirine uydurduğum kumaşları teyelliyorum. Kahverengi, bej ve açık mavi renklere sadık kalıyorum. Bunun daha çok işi var. Ama özellikle göstermek istedim işte bir projeye böyle başlıyor ve yavaş yavaş devam ediyorum.



Kış gelince örgü örmek de vazgeçilmezlerimden. Bu motifler de "hanım dilendi bey beğendi". Bu motifleri geçen kış örmüştüm, bu kış birleştirebildim. Bazı günler canım örgü örmek istiyor. Bu "o" günlerin işi.



Yastık yapmaya karar verdim. Arka tarafını örüyorum. Kenarına da küçük bir oya yaparım herhalde.



Bu yünler de en yeni projeye ait. Bugün bir araya getirdim. Şu dalgalı battaniyelerden öreceğim. Elimdeki yünleri döktüm ortaya bunları birbirine uydurdum. Yazımı yazayım başlarım örmeye.



Kahverengi ve bej rengi ile başlayıp, turuncu ve sarı ile devam etmeyi düşündüm.



Koyu yeşil ve açık yeşil(aslında fıstık yeşili fotoğrafta rengi farklı gözüküyor.), mor ve fuşya.



Lacivert ve gri de son renkler. Galiba aralara bir kaç renk daha almak gerekecek. Ben bir başlayayım, bu kadar işi bir arada yaparken yün almaya zaman kalır herhalde.

Hepinize mutlu, verimli (benim buna ihtiyacım var) günler diliyorum.

23 Kasım 2010 Salı

Kapı çelengi ama...



Bu evi hatırlarsınız, geçenlerde işlemiştim. Daha doğrusu işlerken sizlerle paylaşmış, ne yapacağıma karar vermedim, demiştim. İşte bu evi tamamladım. Evimin giriş kapısına astım. Kapı çelengi niyetine...



Evin etrafına işleme ile bir kalp yaptım. Bu işlemeyi internette dolaşırken bir yerlerde görüp beğenmiştim. Üç tane de kırmızı kalple süsledim evimi. Alt kısmına hoşgeldiniz yazdım. Bu yazıyı yazarken uzun uzun düşündüm. "Home sweet home" yazayım dedim, çok uzun geldi, sığmadı. "Welcome" yazmayı düşündüm, vazgeçtim. "Hoşgeldiniz" de karar kıldım.



Kenarını rengarenk kare parçalarla çerçeveledim. Alt kısmına elyaf ve astar koydum. Karelerin iç sınırından yorganladım.



Vee kapıya astım. Kapıya yeni astım, henüz yorumları almadım. İlk yorumlar sizden olsun. Merakla bekliyorum. Sevgilerimle...

15 Kasım 2010 Pazartesi

Bayramınız Kutlu Olsun...



Bu bayram sevdiklerinizle, sağlıkla, mutlulukla, neşeyle geçsin. Herkesin Kurban Bayramını kutlarım. Bayramdan sonra, yeni güzelliklerde buluşmak dileğiyle...